top of page

Bir Hekimin Kamu Yönetimi Notları: Hikaye Nasıl Başladı?

  • 7 Haz
  • 2 dakikada okunur

İnsanlar hikayesi olan başarıları sever. Bu yüzden bir gün bir şeyler başarırsam en başında hikayenin nasıl başladığını bizzat kendim yazmak istedim.


Ben bir tıp doktoruyum fakat bu blogdaki yazılarımda tıptan bahsetmeyeceğim. Burada kamu yönetimi ile ilgili kendi fikirlerimi paylaşacağım. Bazıları "Sen bir hekimsin, işinde iyisin, neden yalnızca kendi işine yoğunlaşmıyorsun?" diye beni eleştirebilir; haklı da olabilirler. Fakat zihnimin bu konuda engellenemez bir isteği var.


Hikayem nasıl başladı?


Stetoskop ile Küresel Siyaset Arasında Bir Hikaye


Lisedeyken tıp doktoru olmak kafamda yoktu. Matematik ve fiziğin bol olduğu elektrik-elektronik mühendisliğini istiyordum ancak üniversite sınavında kıl payı kaçırdım. Ailemin ve çevremin yönlendirmesiyle Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne girdim. Fakültede tıbbı sevdim ve orada olduğum için hiç pişmanlık yaşamadım.


Ancak dünyam sadece fakülte ve hastane duvarlarından ibaret değildi. Fakültedeki öğrenci topluluklarında insan hakları ve barış alanında çalışmaya başladım. Yerelde başlayan bu yolculuk beni önce ulusal, ardından Avrupa bölgesi yöneticiliğine ve nihayetinde dünya genelindeki tıp öğrencilerini uluslararası kuruluşlarda temsil etme noktasına taşıdı.


"Yerelde hareket et, küresel düşün" mantığını bu süreçte edindim. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Birleşmiş Milletler (BM) gibi kuruluşların üst düzey toplantılarında dünyadaki tıp öğrencilerini temsil etme imkanı buldum.



Yeni Bir Sayfa: Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi


Yaklaşık 3 yıl önce, Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi eğitimi alabileceğimi fark ettim ve bu bölüme kayıt oldum. Evli, çocuklu, yoğun bir iş hayatı olan biri olarak, bu bölümü 2,5 yılda yüksek notlarla bitirmek üzereyim.


Bir sayısalcı olarak hayata bakış açıma katkı sağlayacak pek çok değerli kavramla tanıştım. Devlet yapısı, kamu hizmetleri ve siyaset bilimi konularında düşünmeye başladım. Aslında siyasete uzak biri de değilim; geçmişte yerel teşkilatlarda kısa süreli yöneticiliklerim oldu. Ancak güncel siyaset bana göre değil ve burada güncel siyasete dönük yazılar yazmayacağım.



Neden Bu Blog? Ve Benim "Türk Modeli" Hayalim


Kamu hizmetlerinin iyileştirilmesi için kendi çözümümü devlet yönetiminde merkezileşmenin azaltılması ve yerelleşme (desentralizasyon) olarak görüyorum.


Ülkemizin kuruluş şartlarında Kıta Avrupası (Devlet Merkezli – Fransız) Modeli benimsenmişti ve o gün için doğruydu. Fakat bugünkü durumda Anglo-Sakson Model bana daha demokratik gelmektedir. Tabii ki tarihimiz, kültürümüz ve jeopolitik risklerimiz nedeniyle bu modelin tamamen uygulanması zor; bu yüzden hibrit çözümler daha uygun görünmektedir.


Bu amaçla Fransa, Japonya ve İspanya devlet yapılarını inceleyerek kendimce bir Türk Modeli oluşturmaya çalıştım. Bu konuda düşünmek benim hobim. Anayasa hukukçuları düşüncelerimi basit bulabilir, yapıcı her eleştiri beni mutlu eder. Rahmetli Süleyman Demirel’in "Dün dündür, bugün bugündür" felsefesini severim; bugün savunduğum şeyler istişarelerle değişebilir.


Sonuç Olarak; Ben bir küreselci, ayrılıkçı, sağcı ya da solcu değilim. Kamuda hizmete erişiminin ve hizmet kalitesinin artması üzerine kafa yoran biriyim. Vatanı ve milleti kutsal kabul ederim ama devleti günün şartlarına göre değişebilen, millete hizmet eden bir araç olarak görürüm. Anayasanın değiştirilemez maddelerine sonuna kadar bağlı, evrensel insan haklarını kırmızı çizgisi kabul eden bir vatandaş olarak, fikirlerimi geliştirmek ve ülkeme katkı sunmak için yazıyorum.


bottom of page